ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA

VAN TARİHİ



VAN İLİ TARİHİ VE TARİHİ ESERLERİ
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE VAN
1.jpg
VAN RESİMLERİ
VAN FOTOĞRAFLARI
VAN MANZARALAR
VAN GÖRÜNTÜLER
VAN TARİH
VAN TURİZİM
VAN TARİHİ ESERLER
VAN KÜLTÜR
VAN
VAN İLİ TARİHİ
VAN İSMİNİN MENŞEİ
Van isminin nereden geldiği ve kaynağı konusu henüz tam olarak açıklığa kavusmamış olmasiıa rağmen konuyla ilgili bazi önemli görüsler söyledir:
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Büyük Iskender'in, Van Kalesi'ndeki Vank adli bir mabedin adini sehre verdiğini belirtmektedir.
2.jpg
Baska bir rivayete göre, Van pek eski bir sehir olup, M.Ö. 1900'lerde Asur Melikesi Meshure Sah Meryem (Semiramis) adina izafeten Sahmerimekerd seklinde adlandirilmistir. Daha sonra Küyanyâ’nin son devrinde Van adindaki valinin sehri genisletip güzellestirmesi nedeniyle bu idareciden itibaren sehir Van olarak anilmistir.
4.jpg
Van adinin kaynaği konusunda akla en yatkin ve bilimsel görüs Urartuca Biane veya Viane'den çikmis olduğudur. Tarihi kaynaklarin bütününde, Urartular kendilerine Bianili demislerdir. Urartular'in yükselme devrinde Biate adi altinda bir çok sehir ve insan topluluğu Van bölgesine toplanmıştır.
118.jpg
VAN VE URARTULAR
Van bölgesinde en eski medeniyet M.Ö. 4000 yillarina kadar gitmektedir. Van Kalesi'nin 6 km güneyinde bulunan Tilkitepe ve Van Gölü'nün kuzeyindeki Ernis Mezarliklarinda yapilan kazilarda Kalkolitik, Bronz ve Demir devrine ait kültürel buluntulara rastlanmistir.
21.jpg
M.Ö. 4000 yillarindan itibaren Dogu Anadolu Bölgesi'ne Kafkasya üzerinden Hurri menseli kavimlerin büyük kafileler halinde göç ettikleri görülür. Hurrilerin, M.Ö. 2000'lerden itibaren Van Gölü'nden baslayarak Kizilirmak ve Yesilirmak'in Karadeniz'e döküldügü yerlere kadar uzanan bir bölgeye hakim olduklari görülür.
23.jpg
M.Ö. XIII. yüzyilda Hurri Mitani siyasi tesekkülün merkezi otoritesi zayiflamis ve beyliklere bölünmüstür. Asur Krallari bu küçük beylikleri hakimiyetleri altina almaya çalismis ve bu sirada Van Gölü çevresinden Bati Iran’a kadar olan bölgeye hakim olabilmek için, Nairi ve Ur(u)atri / Urartu ülkeleri ile Asurlular arasinda mücadeleler baslamistir.
24.jpg
Urartular ve Asurlularin mücadelesi M.Ö.IX. yüzyilin ortalarina kadar sürmüs, Asurlular bu daglik ve zor arazi sartlarina sahip bölgeyi egemenlik altinda tutamamis ve nihayetinde Urartu Krali I. Sardur (M.Ö.841-836) Urartu Devletini kurmustur. Kurulan bu devletin bassehri Tuspa (Van) olmuştur.
25.jpg

URARTULAR DÖNEMI VAN
I.Sardur, Van Gölü'nün dogu kiyisinda bassehir Tuspa'nin özünü teskil eden Van Kalesini kurmustur. Kalenin güney kismindaki Sardur Burcu’nun duvarindaki tas bloklar üzerindeki kurulus kitabeleri, Urartu tarihinin bilinen ilk yazili kaynaklaridir. Urar¬tu döneminde Van Kalesi'nin imari genis ölçüde tamamlanmis ve kalenin tamamlanmasi Kral Ispuini (M.Ö. 764-735) zamaninda olmustur. Urartularin Van'daki egemenliklerinin M.Ö. VI. yüzyilin baslarina kadar sürdügü ve M.Ö. 609 tarihinden hemen sonra Urartu ülkesini Iskitler'in ele geçirdigi arkeolojik buluntulardan anlasilmaktadir.
26.jpg

URARTU SONRASI VAN
Urartu bölgesine sirayla Iskitler, Medler ve Persler egemen olmuslardir. Medler’le Lidyalilar’in mücadelesi sirasinda Ermeniler’in küçük gruplar halinde bölgeye sizdiklari görülür.
Persler zamaninda Van bölgesine uzun bir müddet Halde denilmistir. Büyük Iskender'in Pers Imparatorlugu'nu zapt etmesiyle ve M.Ö. 323'te Iskender'in ölümünden sonra bölge, Iskender’in generallerinden Selevkius'un idaresine geçmistir. M.Ö. 66'da Van Romalilar’in eline geçmis, M.S. 200 yillarina kadar Partlar ve Bizanslilar arasinda el degistirmistir. M.S.II. yüzyildan VII.yüzyila kadar bölge, Sasani idaresinde kalmis ve 625 yilinda bölgeye Hazar Türkleri gelmistir. Hazarlar ve Islam ordulari arasindaki mücadeleler de Hazarlar’in Müslüman olmasiyla sona ermistir.
27.jpg
VII.y.y.’in sonlarindan itibaren Van ve çevresi Ermeniler’in hakimiyetine geçmistir. Daha sonra Abbasiler Van Gölü çevresini “Ermeniye” adiyla eyalet valiligi seklinde idare etmis, vali olarak da bölgede yasayan Ermeni prenslerini atamislardir. Abbasi halifesi Muktedir tarafindan Van Gölü’nün güneydogusundaki Vaspurakan bölgesinde yasayan Ardzruni prensi Gagik’e 908 yilinda krallik unvani verilerek, taç giydirilmistir. Vatsan adiyla Gevas’i merkez edinen Vaspurakan prensligi, iç islerinde serbest, dis islerinde Abbasilere bagli kalmistir.
28.jpg
X.y.y. sonlarinda Van ve yöresine tekrar Bizans Imparatorlugu hakim olmus ve Ermeni prenslikleri Bizans’in egemenligine girmislerdir. 1018 yilindan itibaren Selçuklu akinlari baslayinca, son Vaspurakan krali Senekerim Bizans Imparatoru II.Basil ile anlasarak Van ve çevresini 1021 tarihinde Bizans’a terk etmistir. II.Basil, Senekerim’e Magistros (Müstesar) unvani vererek yaklasik 40.000 kisi ile Sivas havalisine yerlestirmis, böylece Van ve çevresinde 113 yil hüküm süren Vaspurakan Ermeni kralligi sona ermistir.
29.jpg
TÜRK HAKIMIYETININ BAŞLAMASI
Çagri Bey'in bölgeye ilk akinlarindan sonra 1042-1043 yillarinda Ebulheyca Hezbâni yönetiminde olan ve Urmiye'de bulunan Türkmenlerin, Van Gölü havzasina akinlar yaparak Bizans generali Hacik'in kuvvetlerini maglup ettigini ve Hacik'in de bu çarpismalar sirasinda öldügünü görmekteyiz. 1045 yilinda Tugrul Bey'in emirleri dogrultusunda Mardin ve Diyarbakir bölgesindeki Türkmen beylerinden Oguzoglu Mansur, Göktas, Anasioglu, Bogu gibi beyler Van Gölü bölgesindeki Bizans kuvvetlerini yenilgiye ugratmislardir. Sultan Tugrul 1045 yilinda bizzat komuta ettigi ordusuyla Muradiye (Bergiri) ve Ercis'i fethetmistir.
31.jpg
1064 yilinda Sultan Alpaslan'in oglu Meliksah tarafindan Van'in etrafindaki birçok kale ve sehir fethedilmistir. Sultan Alpaslan fethedilen bölgenin yönetimini, sefere katilan vasal emirlere birakmistir. Van böylelikle Nahçivan Emiri Sakaroglu Ebu Dülef yönetimine geçmistir. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra ise Türkler’in Anadolu'daki ve bölgedeki egemenlikleri tam olarak saglanmistir.
32.jpg
Selçuklu Sultani Muhammed Tapar, 1100 yilinda Diyarbakir Mervanileri emirlerinin elinde bulunan Ahlat ve yöresini, halkin da istegi ile Selçuklu emirlerinden Sökmen'e vermis ve 1100 yilindan itibaren tarihte Sökmenliler veya Ahlatsahlar adiyla anilacak bu beylik, Malazgirt, Ahlat, Ercis, Adilcevaz, Eleskirt, Van, Tatvan, Silvan, Mus il ve ilçelerini içine alan bu bölgede hakimiyet kurmuslardir.
33.jpg
VAN İLİ VE OSMANLI
OSMANLILAR
1534-35 yillarinda gerçeklestirilen Iran Seferi sirasinda Bagdat, Tebriz ve Van gibi önemli merkezler Osmanli idaresine girmistir. Ancak Osmanli Devleti'nin Macar Krali Ferdinand ile baslayan mücadelesi nedeniyle kuvvetlerin Rumeli'ye kaydirilmasi sonucu, fethedilen yerlerden bazilari tekrar Safevi'lerin idaresine geçmistir.
38.jpg
Kanuni Sultan Süleyman idaresindeki Osmanli ordusu 29 Mart 1548 tarihinde Istanbul’dan hareket ederek Iran üzerine yürümüstür. Erzurum üzerinden Adilcevaz'a varildiginda Ulama Pasa ve Karaman Beylerbeyi Piri Pasa Van Kalesi'ni kusatmak üzere oraya görevlendirilmislerdir.
39.jpg
15 Agustos 1548'de padisahin otagi Van Ovasi’na kurulmus ve Sadrazam Rüstem Pasa'ya Van Ka¬lesi'nin fethine baslamasi buyrugu verilmistir.
41.jpg
25 Agustos 1548 tarihinde Van Kalesi bir daha da el degistirmemek üzere Osmanli egemenligine girmistir.Van Kalesi'nin fethinden sonra bölgenin beylerbeyligi, Anadolu Defterdari Iskender Pasa’ya veril¬mistir. Bu arada Vastan (Gevas), Ercis, Adilcevaz ve Ahlat da tekrar Osmanlilarin eline geçmistir.
42.jpg
OSMANLI DÖNEMINDE IDARI YAPI
Osmanli tasra teskilatinda eyaletleri sancaklardan, sancaklari kazalardan, kazalari nahiye ve köylerden meydana gelmekteydi. Fethini müteakip Osmanli idaresine dahil edilen Van, "Eyalet" statüsü kazanmis olup 1568-1574 yillarinda liva tabir edilen 12 sancaga sahip olmustur. Bunlar, Van (Pasa Sancagi), Adilcevaz, Bitlis, Mus, Bargiri, Ercis, Kârgâr, Kesan, Ispayrid, Agakis, Nisf-i Şirvî, Vadi-i Beni Kotur'dur. Iran sinirinda olmasi bakimindan hem ordunun hareket noktasi hem de önemli merkez olan Van'in idari yapisi bu savaslar sebebiyle sik sik degisiklige ugramis, fethedilen yerlerin bir kismi buraya dahil edilmistir. Nitekim daha önce 12 olan sancak sayisi, 1578-1588'de 27'ye yükselmistir. Bu tarihte Van eyaletine bagli yeni sancaklar sunlardir: Nizan, Somay, Markavar, Hakkari, Müküs, Rumi, Albak, Selamas, Hoy-i Küçük, Ustûn, Tarûn, Zenüs, Bayezid, Gügercinlik ve Kale-i Pesk'dir.
44.jpg
Van Eyaleti'nin idari yapisindaki degisikliler 17. asirda da devam etmistir. 1609 tarihli Ayn-i Ali Efendi'nin eserinde, Van'in sancak sayisi 13 olarak gösterilmektedir. Bu sancaklar: Van (Pasa Sancagi), Adilcevaz, Ercis, Mus, Bargiri, Kargar, Müküs, Kesani, Ispayrid, Agakis, Kotur, Kale-i Beyazid, Berdi ve Ovacik'tir. Daha önce sancak olan Bitlis, bu tarihte hükümet olarak kaydedilmistir. 1632, 1641 yillarinda bu sancaklara Kiriki, Sirvi, Kesab, Şitak, Albak eklenirken Mus, Agakis, Bayezid, Berdi ve Ovacik çikarilmistir. Bitlis'in hükümet olarak adlandirilan idari yapisi devam ederken Iyzan, Hakkari ve Mahmudi de hükümet statüsüne geçmistir.
46.jpg
Van Eyaleti'nde sancak olarak geçmekle beraber "Yurtluk - Ocaklik" olarak adlandirilan, fetih esnasinda bazi ümeraya ve asiret beylerine hizmet ve itaatleri mukabilinde verilen yerleri de vardir. Nitekim 1631 - 1632'de Van Eyaleti'nde sancak olarak isimlendirilen 9 ocaklik kayitlidir.
51.jpg
Hudutlari, doguda Tebriz, batida Diyarbakir Eyaleti, kuzeyde Çildir ve Kars Eyaletleri ile güneyde Sultaniye olan Van Eyaleti'nin Pasa Sancagi Van sehri olup, beylerbeyi burada oturmaktaydi. Van Beylerbeyi’nin vazifeleri arasinda sunlar bulunmaktadir. Serhaddi korumak, Iran ahvali hakkinda haber toplayip Istanbul'a bildirmek, Iran'dan gelecek elçileri karsilayip koruma altinda Istanbul'a göndermek veya gerekli görüldügünde elçiyi Van'da alikoymak, Iran'a silah, bakir, kursun ve gümüs gitmesine müsaade etmemek, lüzumu halinde Iran içlerine akinlarda bulunup tahrip etmek, sinira yakin Iran kalelerinin Osmanli Devleti’ne geçmesi için gayret sarfetmektir.
45.jpg
16. ve 17. asirlarda Van sehrinin fiziki yapisi hakkinda; sehrin, Van Kalesi'nin güney etegindeki düzlükte kurulmus oldugu ve etrafinda surlarin bulundugu söylenebilir. Bu surlarin kapilari doguda Tebriz Kapisi, güneyde Iskele Kapisi ve batida Yali Kapisi'dir. Yeri, göle yakinligi ve kuzey tarafinin kapali olmasi dolayisiyla iskâna pek elverislidir. Şehrin etrafi baglik olup, bilhassa 17. asirda sik sik Safevi akinlarindan zarara ugramistir.
64.jpg
16. Asrin sonlarina dogru sehrin fiziki yapisinda Van Gölü'ne dogru bir gelisme görülmektedir. Nitekim 1581 tarihinde Van Beylerbeyi ve kadisina gönderilen bir hükümde, sehrin ahaliye ve muhafaza hizmetinde olanlara kifayet edecek büyüklükte olmadigindan sehre iskele tarafindan 1600 zira ilave olunmasina izin verilmistir.
71.jpg

OSMANLI DÖNEMINDE IKTISADI DURUM
16. ve 17. Asirlarda sehir iktisadi hayatini ortaya koyan kaynaklar kisitlidir. Mevcut kaynaklardan elde ettigimiz bilgilere göre iktisadi hayatin önemli unsurunu topraga bagli üretim olusturur. Bugday, arpa gibi zirai üretim yaninda bag-bahçe ziraati de yapilmaktadir. 17.asirda baglarda kullanilan suyun vergisi olan mîrâbâ (su ösrü) 26000 akçadir.
74.jpg
Van'da yer alti madeni olarak demir ve kükürt madeni bulunmaktadir. Ancak kükürt madeni 16. Asirda kapanmis olup 1577'de Van Beylerbeyi’ne gönderilen bir hükümde, madenin açilip isletilmesinin mümkün olup olmadiginin bildirilmesi istenmektedir. Yine bu dönemde Van'a bagli Kâricgân, Gâvar ve Hoy nâhiyelerinde demir madeninin bulundugu, fakat istenilen sekilde isletilmedigi bilinmektedir
68.jpg
17. Asrin baslarina ait oldugunu tahmin ettigimiz bir arsiv kaydina göre küçük sanayi kuruluslarindan olan, dokumanin mevcûdiyetine delalet eden boyahanenin senelik vergi hasili 5000 akça, mum yapilan yer olan Şem hanenin senelik vergi hasili 4000 akça, bozahanenin vergi hasili ise 5000 akçadir.
76.jpg
18. ve 19. yüzyillarda Van bölgesi tarihi, devletin gerileme dönemine tesadüf etmesi bakimindan karmasik bir durum göstermektedir.
75.jpg
Bu karisik durum ve Osmanli imparatorlugu’nda genel seferberlik nedeniyle Van'da meydana gelen olaylar ve Van'in siyasal, sosyal, ekonomik durumu, çok önemli olaylarin meydana gelmesine yol açmistir. Özet olarak, Van tarihi açisindan önemli görülenlerini özetleyecek olursak 17. yüzyilda kendisini hissettirmeye baslayan çöküs, sadece hükümranlik araçlarini degil, bütün imparatorluk yüzeyinde bürokratik ve dini müesseselerin hepsini etkilemistir.
89.jpg

OSMANLI DÖNEMINDE NÜFUS VE ASKERI DURUM
Van'in nüfusu hakkinda arsiv kaynaklarinin eksik olmasi sebebiyle, tam bir bilgiye sahip olmamakla beraber 17.yy baslarinda Van sehrinin toplam nüfusunun 35.000-45.000 civarinda oldugu ve bu nüfusun %70’inin Müslümanlardan olustugu tespit edilmistir. Mezralarda ve sancaga bagli merkezlerde yasayan nüfus da hesaba katilirsa bu rakamin 110.000-127.000 civarinda oldugu tahmini olarak ortaya çikar.
87.jpg
Şehrin fiziki yapisinin en önemli kismini teskil eden, zaruret halinde sehrin sakinlerine siginak vazifesi gören Van Kalesi'nin dogudan batiya uzunlugu 1800 m, kuzeyden güneye genisligi 120 m, göl seviyesinden yüksekligi 80 m dir. Dört bedenle çevrili kalenin 1. ve 2. Bedenleri Akkoyunlu ve Osmanli devirlerine aittir. Osmanli-Safevi savaslarinda önemli bir askeri üs olan Van Kalesi'ne, sulh bozuldugunda Safevi askerlerinin ilk saldiracagi yerler arasinda bulunmasi sebebi ile Osmanlilar tarafindan büyük önem verilmistir. Nitekim Kalede bulunan magaralara askeri malzeme ve zahire doldurulmus olup Divan-i Humayun'dan Van beylerbeyligine gönderilen hükümlerde Kalede bulunan silahlarin temiz tutulup çürümesinin önlenmesi, zahireyi bozulmaya birakmayip ahali ile degistirilmesi emredilmistir. Kalenin fethini müteakip burçlara ve bir kisim magaralara açilan deliklere çok sayida Balyemez Toplar yerlestirilmistir.
117.jpg
Van Kalesi fethedildiginde kalenin üç hisari topraktan oldugu için acele olarak tamir görmüs, ayni yerin 1515'de tas ve topraktan yapilmasina tesebbüs edilmis ise de basarili olunmamistir, Kale tamirinin, Van Eyaleti sancak ve hükümet beyleri tarafin¬dan yapilmasi, devlet hazinesinden ve halktan hiç bir sey alinmamasi usuldür. Nitekim Kalenin bazi kisimlari 1568, 1572, 1582, ve 1660/1661'de Van Beylerbeyi’nin nezareti altinda, sancak ve asiret beylerine tamir ettirilmistir. Ancak, Osmanli-Safevi savaslari sebebiyle sancak beylerinin kale tamiri yapamamalari üzerine, bu isi devlet üstlenmis ise de bu usul 1774 yilina kadar devam etmis, bu tarihte gönderilen bir hükümle, tamirin eskiden oldugu gibi Van Eyaleti sancak beylerinin kapu halkina ve ona tabi olanlara yaptirilmasi emredilmistir.
110.jpg
Osmanli sehirlerinde kaleler çok yönlü görevler yaparlardi. Van Kalesi, sehri, sehir halkini ve sefer için gerekli malzemenin muhafazasi yaninda, suç isleyenler için bir çesit hapishane vazifesi görürdü. Nitekim Nisan 1568'de Tebriz'den gelip Van pazarinda Hz. Muhammed'e küfrettigi sabit olan Şükrullah, Van Kalesi'ne hapsedilmisti. Yine Aralik 1577'de Şahkulu Alaeddin, suçundan dolayi Kaleye hapsedilmisti.
109.jpg
Van Kalesi'nde kale görevlileri iç hisarda oturmakta olup sayilan sartlara göre degismekteydi. Nitekim 1577'de Van'dan Ercis Kalesi'ne kale muhafizi gönderilirken, 1635'de Safevilerin Van'i muhasarasi, IV. Sultan Murat'in Şark seferi sebepleriyle Van Kalesi'ne 100 nefer cebeci tayin edilmistir. Kaledeki topçular, topcubaslari tarafindan talim ve terbiye görmekteydi. Evliya Çelebi'ye göre yaz-kis tüm hisarlarla beraber Van Kalesi'nde 500 kisi nöbet beklemekte, kolluk tutan aga ve çavuslarin sayilari 24'ü bulmaktaydi. Bir saldiri oldugunda saldiriyi mesale yakmak, mehter çalmak gibi usullerle haber verirlerdi. Kale burcuna yagan karlarin süpürülmesi Kalede oturan Hiristiyanlarin göreviydi.
108.jpg
Kaleden Van Gölü'ne yol olup, buradaki iskeleden Ercis, Ahlat ve Adilcevaz'a gemiler islemekteydi. Kanuni Sultan Süleyman'in Ikinci Iran Seferinde, Lütfi Pasa'nin delaletiyle Van Gölü'nde yapilacak gemilerin insasi Mimar Sinan'a havale olunarak üç kadirga yapilmistir. Yine bu asirda Urmi Gölü'nde bazi gemilerin yayilmasi Brodos beyine emrolunmakla Van'dan mimar ve reisler gönderilmesi istenmistir.
106.jpg
Van Gölü'nde yapilacak gemilerin masrafi ve bu gemilerde çalisacak tayfanin ücretleri bazen Diyarbakir hazinesinden karsilanmaktaydi. Devlete ait bu gemilerin çogunlugu odun naklinde kullanilmakta olup 1582'de gemi sayisinin 7'ye çikarilmasina çalisilmistir. Hatta odun naklinde devlete ait gemiler kifayet etmediginden halkin bu maksat için gemi yapmasina müsaade edilmistir. Bir arsiv kaydindan Van Gölü'nde Hakkari Beyi Zeynel Bey'in de kendi ihtiyacini karsilamak için gemi insa ettigi anlasilmaktadir.
107.jpg

XVIII. y.y. SONRASI VAN
17. Yüzyilin ikinci yarisindan itibaren, Van'da sosyal ahengin bozulmaya basladigini görüyoruz. Siyasi otoritenin gücünü yitirmeye baslamasi ile birlikte, Avrupa devletlerinin ihtiraslarinin artmasi sonucu yüzyillarca birlikte yasayan Türkler ile Ermeni, Nasturi gibi etnik ve dini bakimdan farkli olan insanlar arasina nifak tohumlari atilmistir.
111.jpg
Misyonerlik faaliyetleri sonucunda, Van'da 3 Mart 1872 tarihinde ilk ihtilal örgütü "Birlik ve Kurtulus" cemiyeti, 1878 yilinda da gizli bir ihtilal örgütü olan "Kara Haç" teskilati, Van'da kuruldu. 19. Yüzyilin ikinci yarisinda ise Van'da Ermenice gazete çikarilmaya baslandi.
91.jpg
Ermeni isyan komiteleri, Van'da diger yerlerden daha kuvvetli idiler. Buraya Iran ve Kafkasya yolu ile bol miktarda silah ve cephane getirilmis ve düzenli teskilat kurulmustu. Ayrica hudut olmasi itibariyle tedhisçilerin kontrol edilebilme imkâninin azligi ve ayni zamanda gerektiginde desteginin kolay saglanmasi, Van'da örgütlerin yogunlasmasina sebep oluyordu. Komitecilerin en büyük destekçisi Ermeni kilisesi idi. Ermeni papazlarinin bilhassa, Hrimyan'in patriklikten ayrildiktan sonra Van'da yaptigi faaliyetlerle burasi, Ermeni dini ve kültürel faaliyetlerinin merkezi oldugu kadar, ihtilal örgütlerinin de merkezi haline gelmistir. Van'da Rus Baskonsoloslugu görevinde bulunan General Mayevski, Ermeni din adamlarinin din ile ugrasmadiklarini, manastirlarda ayin yerine, Hiristiyan Müslüman düsmanligi islediklerini yazmaktadir. Yine Rus Baskonsolosu'nun belirttigine göre 1895 yili içerisinde Van'daki ihtilal hazirliklari yogunlasti. Halktan silah vergisi adi ile toplanan paralar ile silah ve cephane alindi. Bu silahlari kullanacak ve isyani yönetecek olan komiteciler, Rusya ve Iran yolu ile Van'a gelmis bulunuyorlardi. Komiteciler çikaracaklari isyanlar için zenginlerden para istiyorlar ve vermeyenleri acimasizca öldürüyorlardi. Ermeni Papazi Bogaz, bazi serseri Ermenilerin taskinliklarina karsi çiktigi için Ermenilerin dini bayrami olan 6 Ocak 1896 tarihinde kilisesine giderken öldürüldü.
94.jpg
Ermeniler Van'da ilk defa 1896-97 yillarinda Ermeni komitelerinin komplolariyla isyan ettirilmislerdir. Bu yillarda Ermeni ayaklanmalarini hazirlayan ve buna kesin seklini veren Papaz Migirdiç Hrimyan idi. Van'daki Ingiliz, Fransiz ve Rus konsolosluklari ile Amerikan Misyonerleri de Ermenilik konusunda destek ve tesviklerini eksik etmemislerdir. Ingiliz konsolosu Binbasi Williams'in kurmus oldugu "Fakirseverler Dernegi" Van'daki ayaklanmalarda önemli maddi ve manevi destek saglamistir.
98.jpg
Birinci Van isyaninin bastirilmasindan sonra da, Ermeni komiteleri her türlü tedhis hareketlerini sürdürmüslerdir. Bunun yani sira, siyasi alanda da bazi girisimlerde bulunmuslardir. 4 Şubat 1902'de Paris'te toplanan I. Genç Türk Kongresine Ermeniler de katildilar. Maksat, Osmanli idaresine karsi her tür¬lü muhalif faaliyetlerde rol oynamak, bu yolla hem Avrupa devletleriyle iliskilerini yeni bir mecrada ilerletmek, hem de Osmanli idaresini zor duruma sokmaya çalismakti.
90.jpg
27 Aralik 1907'de Paris'te ikinci defa toplanan Genç Türk kongresinde Ermeniler uzlasmaci bir yol izliyor görüntüsünü veriyorlardi. Bu kongrede Os¬manli Devleti'nin bagimsizligini tanidiklarini, tedhisten ve devlete asker vermemekten vazgeçtiklerini açikladilar. Fakat bu yapmacik bir tavirdi ve açiklamalarinda samimi degillerdi. Nitekim bu kongreden birkaç ay sonra meydana gelen Adana olaylari Ermenilerin gerçek niyetlerini göstermistir. Çünkü Ermeni komiteleri, genel mücadele yöntemi olarak sürekli terörü benimsemislerdi.
83.jpg
II. Mesrutiyetin ilanindan, I. Dünya Savasina kadar olan dönem Ermeniler için terörle birlikte pro¬paganda dönemi olmustur. Van bölgesinde bu propa¬ganda, içeriye karsi Rusya'nin bagimsiz bir Ermeni Devleti kurulmasini temin edecegi, disariya karsi ise, bu havalide daimi asayissizlik oldugu ve Ermenilere baski yapildigi seklindeydi.
79.jpg
Ermeniler 7 Nisan 1915' ten itibaren Van'i tamamen kusatmislar ve çevredeki Ermeni çetelerinin de katilimiyla sayilari 10.000'i geçmistir. Canlarini zorlukla kurtarabilenler ise Van civarini terk ederek büyük bir göç baslatmislardir. Bu arada baskiya ugrayan, Derebey, Hakis, Zorova (Yemlice), Hidir, Göllü, Şeyhane (Otluca), Şeyhkara (Gülsünler) köyleri halki Zeve merkez köyüne siginmislardi. Ermeniler sadece Zeve'de, bu yedi köyün ahalisinden 2000'den fazla masum insani katletmislerdir.
88.jpg
20 Mayis 1915'te Van, Ermenilerin öncülügüyle Ruslar tarafindan tamamen isgal edilmistir. Hemen bir geçici hükümet kurularak, Van Valiligi'ne meshur komiteci Aram Manukyan getirilmis, böylece Ermeniler, Ruslar'in Van'i isgal etmelerine yardim maksadiyla baslattiklari isyan, katliam ve yagma hareketlerini 1918 Nisan ayina kadar devam ettirme imkânini bulmuslardi. Bu tarihe kadar cereyan eden olaylar Rus destek ve tahrikiyle gerçeklestirilmistir.
86.jpg
Tarih gösteriyor ki, bölgede istikrarin mevcut oldugu devirlerde büyük medeniyet merkezleri vücuda gelmis, istilalar ve isyanlarla harap olmustur. Van Kalesi’nin etegine yayilan ve halen o günlerin aci, izdiraplarini sergileyen eski Van harabeleri bunu göstermektedir. Eger bugün bölge geri bir durumda ise bunun sebebi dünde aranmalidir. Birinci Dünya Harbindeki istilalar onun içinde ve ondan sonra meydana getirilen isyanlar vaktiyle mamur olan bu bölgeyi bir harabeye çevirmistir.
61.jpg
Harpten sonra Van, yavas da olsa bir gelisme göstermistir. Şehrin nüfusu 1927 yilinda 6980 iken 1935'te 9562, 1944'de 12000, bugün ise 284 bin ol¬mustur. Nüfus artisina paralel olarak, yeni bina ve tesisler de yapilmistir.
63.jpg
Cumhuriyet döneminde Van ve yöresinin, ülkenin imkanlari ölçüsünde, ekonomik ve sosyal alanda yatirimlar yapilarak gelismesi saglanmis ve halen bu durum devam etmektedir.


VAN İLİ CAMİLERİ

VAN ULU CAMİ
Eski Van şehrinde Tebriz Kapı ile İskele Kapı arasında yer almaktadır. Bugün oldukça harap olan yapıyı, 1913'deki W. Bachman'ın fotoğraf ve çizimleri ile 1970-1971 sezonlarında Prof. Dr. Oktay Aslanapa'nın yapmış olduğu kazılarda elde edilen buluntularla tanımak mümkün olmuştur. O. Aslanapa'nın Cami’yi 14. yüzyıl başlarına tarihlendirmesine karşın, tarihi sürece ve yapı hususiyetlerine baktığımızda Selçuklu devrinde yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. 1571 tarihli Van vilayeti evkaf tahrir defterinde Cami-i Kebir'in Şah-i Ermen evkafından olduğunun belirtilmesi bunu teyid etmektedir.
 Bunların ışığında Ulu Cami’nin, Van Gölü çevresinde hakimiyet kuran Ahlatşahlar'dan I. Sökmen (1100-1112) veya II. Sökmen (1128-1185) zamanında yapılmış olduğu kabul edilmektedir. Dikdörtgen planlı cami, mihrap önü kubbeli ve çok destekli camiler grubuna girmektedir. Camiye kuzey duvarın batı köşesine açılmış bir taçkapıdan girilmektedir. Kuzey tarafına Osmanlı döneminde bir bölüm eklenmiştir. İç mekan, mihrap önünü örten mukarnaslı bir kubbe ile, bunu yanlardan çevreleyen çapraz tonozlarla örtülü bölümlerden oluşmaktadır. Günümüze kadar ulaşan minaresi kuzeybatı köşede yükselmektedir. Tuğladan silindirik gövdeli olup, şerefeden sonrası yıkılmıştır. Günümüze ulaşmasa bile, aslında, süsleme ve mimari özellikleri bakımından oldukça hususiyetli iç mekana sahip olduğu, eski resimlerden anlaşılmaktadır. Süslemeler, iç mekan duvarlarında, mihrap ve dış cephedeki taçkapıda yoğunlaşmıştır. Tuğla ve alçıdan yapılmış süslemeler geometrik, bitkisel ve yazı örneklerinden oluşmaktadır.


Bugün minaresi ile temel seviyesinde duvarları mevcut yapının Van'da Selçuklu izlerini göstermesi açısından önemi büyüktür.


SÜLEYMANHAN CAMİİ
Van Kalesi'nin üst kesiminde, yukarı stadelin batısında yer almaktadır. E. Çelebi'ye dayanarak K. Sultan Süleyman tarafından 1534 yılında tamir ettirildiği kabul edilmektedir. Minaresi Osmanlı'nın yöreye hakimiyetini gösteren sembol bir yapıdır. Cami, kare planlı olup, üzeri düz toprak dam örtülüdür. 1987-88 sezonunda Prof. Dr. Taner Tarhan tarafından kazılarak harimi ortaya çıkarılmıştır. Günümüze kıble duvarının bir bölümü ulaşmıştır. Caminin doğu cephesinde yer alan minare kare prizmal kaideli ve silindirik gövdelidir. Kaide ve gövdesi kesme taş malzemeden yapılmıştır. Minarenin şerefe korkulukları ve üst kesimi yıkılmış vaziyettedir. Van Kalesi'nin siluetini etkileyen önemli kalıntılardan birisidir.


GEVAŞ İZZEDDİN ŞİR CAMİİ

Cami, Gevaş'ın Hişet Mahallesi’nde bulunmaktadır. Üzerinde inşasına ilişkin herhangi bir kitabe bulunmamasına rağmen Van ve Hakkari Hakimi İzzettin Şir tarafından yaptırıldığı kabul edilmektedir. Genel olarak XIV-XV yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Yapı, kare planlı bir cami ile, bunun kuzey duvarına bitişik medreseden oluşmaktadır. Yapının batı cephesinin kuzey kesiminde yer alan bir taçkapıdan medrese avlusuna, buradan da ikinci bir kapı ile camiye geçilmektedir. Cami mihrap önü kubbeli ve iki sahınlıdır. Kuzeydeki sahınlar enine beşik tonozlarla örtülmüştür. Kubbenin iki yanındaki bölümler, dikine beşik tonozlu mekanlar olarak değerlendirilmiştir. Kıble duvarının ortasında beş kenarlı mihrap nişi yer almaktadır. Yapıda düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Batı cephenin ortasındaki minare, günümüzde eklenmiştir.


KIZIL MİNARELİ CAMİİ
Eski Van'ın doğusunda Tebrizkapı mahallesinde bulunmaktadır. Sinaniye Cami veya Tebriz Kapısı Camii olarak da adlandırılmaktadır. Bugünkü caminin minaresi Selçuklu döneminden, cami kısmı ise, Osmanlı devrinden kalmadır. Üzerinde kitabe bulunmadığından hangi tarihte yapıldığı belli değildir. Selçuklu devrinden kalma minare kare kaide üzerinde silindirik gövdeli olarak yükselmektedir. Kaide kısmı kesme taş, gövde kısmı tuğladan yapılmıştır. Gövde üzerinde geometrik geçmeli bir şerit dolanmaktadır. Bu şeridin alt ve üst kesimlerinde baçini olarak adlandırılan çini tabaklar yer almaktadır. Bu minarenin de üst kesimi yıkılmıştır. Sonradan yapılan cami enine dikdörtgen planlı olup, orta bölüm kubbe, yanlar beşik tonozlarla örtülmüştür. Camiden günümüze duvarların bir kısmı gelmiş ve üst örtü tamamen yıkılmıştır. Camiye kuzey cepheye açılmış bir kapıdan girilmektedir. Biri son cemaat yerinde, diğeri harimde olmak üzere iki mihrabı bulunmaktadır. Minare ve cami farklı dönemlere işaret etmektedir. Yalnız minare, Selçuklu devrinden önemli bir kalıntıdır.



HÜSREV PAŞA CAMİİ
Eski Van'ın Ortakapı Mahallesi’nde bulunmaktadır. Cami medrese, türbe ve imaretten oluşan bir külliye içerisinde yer almaktadır. Cami giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre, Van Beylerbeyi Köse Hüsrev Paşa tarafından 1567 tarihinde yaptırılmıştır. Mimar Sinan'ın eserleri arasında sayılmaktadır. Cami ve çevresinde Prof. Dr. A. Uluçam kazı ve restorasyon çalışmalarını yürütmüştür. Kare planlı, üzeri kubbeyle örtülü caminin kuzeyindeki beş gözlü son cemaat yeri yıkılmıştır. Harim, kalın duvarlar üzerine kubbeyle örtülmüştür. Yapının duvarlarında kesme taş, tromp ve kubbede tuğla malzeme kullanılmıştır. İç mekanda duvarları belli bir yüksekliğe kadar kaplayan çiniler günümüzde mevcut değildir. Kuzey cephede kemerli bir girinti içerisinde kapı açılmıştır. Kapının bulunduğu kuzey cephe ile diğer cepheler pencerelerle hareketlendirilmiştir. Minare ve dış cephelerde iki renkli kesme taş malzeme görülmektedir. Kuzey batı köşede yükselen kare kaideli silindirik gövdeli minarenin şerefe, petek ve külahı onarılmıştır. İç mekanda kıble duvarının ortasına yerleştirilmiş mihrap dikkat çekmektedir. Kalker taşından düzgün bir işçilik gösteren dikdörtgen görünüşlü mihrap, üç dilimli kemerle taçlandırmış, beş kenarlı ve mukarnas kavsaralı nişe sahiptir. Mihrabın yüzeylerinde çeşitli geometrik süslemeler bulunmaktadır. Ancak mihrap, 1992 yılında define arayıcıları tarafından tahrip edilmiştir. Ayrıca caminin içini süsleyen kalemişi ve çinilerden çok az kalmıştır.




KAYA CELEBİ CAMİİ
Eski Van'ın Ortakapı Mahallesi’nde surlara yakın bir yerde bulunmaktadır. Vakfiyesine göre Kaya Çelebi Zade Koçi Bey tarafından 1660 tarihinde yapımına başlanmış, ancak Koçi Bey'in idam edilmesi üzerine 1663 yılında, Cem Dedemoğlu Mehmet Bey tamamlatmıştır. 1993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün yapmış olduğu onarımlardan sonra, ibadete açılmıştır. Cami, kare planlı ve tek kubbeli harim ile kuzeyindeki beş gözlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. Kuzey batı köşede minaresi bulunmaktadır. İki renkli kesme taşlarla inşa edilmiş olan caminin cepheleri, değişik formlarda pencerelerle hareketlendirilmiştir. Ayrıca kuzey cephenin ortasına camiye giriş sağlayan kapı yerleştirilmiştir. Bu cephedeki kapı ve pencerelerde bitkisel ve geometrik süslemeler yer almaktadır. Caminin içerisinde kıble duvarına yerleştirilmiş mihrab önemlidir. Düzgün kalker taşlarıyla gerçekleştirilmiş mihrap, mukarnaslı bir bordürle çerçevelenmiş, kareye yakın dikdörtgen görünüşlüdür. Geniş bir yüzey ortasında üç dilimli kemerle taçlandırılmış beş kenarlı ve mukarnas kavsaralı mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap, geometrik ve bitkisel süslemeleriyle önem taşımaktadır. Minaresi ise, kare kaideli ve silindirik gövdelidir. Şerefeden sonra kısa bir petek ve külahla son bulmaktadır. Osmanlı devrinin önemli yapılarından birini teşkil etmektedir. Eski Van'ın ibadete açık tek camisidir.



HAMURKESEN CAMİİ

Gürpınar İlçesi’ne bağlı, Hamurkesen Köyü'nün içerisinde, kalenin doğu tarafında yer almak¬tadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre, Seyyid Muhammed tarafından 1122 (1710) tarihinde yaptırılmıştır. Kare planlı, tek kubbeli bir harimden oluşmaktadır. Yıkılan kubbesi son yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden yaptırılmıştır. Düzgün kesme taş malzeme kullanılan yapıda sadece kuzey cephe taçkapıyla hareketlendirilmiştir. İçerisinde herhangi bir süslemeye yer verilmemiş olup, mihrap yarım daire planlı bir niş şeklindedir.

HORHOR CAMİİ
Eski Van'ın Horhor bahçelerine ya¬kın bir yerinde yer almaktadır. Kitabesi ve vakfiyesi bulunmadığından hangi tarihte ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Mimari özelliklerine bakarak XVIII. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Cami enine dikdörtgen planlı olup, güney ve doğu duvarları günümüze ulaşmıştır. Kıble duvarının ortasına yerleştirilmiş caminin taş mihrabı önemlidir. Dışa taşıntılı mihrap, dikdörtgen görünüşlü, istiridye yivli kavsara ile sonlanan beş kenarlı niş şeklindedir. Mukarnaslı bir tepeliği bulunmaktadır. Üzerinde kök boyalarla yapılmış kalemişi süslemeler mevcuttur.


ABBASAĞA CAMİİ
Eski Van'ın kuzeybatı tarafında, Horhor Camii ile Ulu Cami arasında yer almaktadır. Kitabesi bulunmadığından kim tarafından ve hangi tarihte yaptırıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak mimari durumuna bakarak XVIII-XIX. yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Enine dikdörtgen planlı caminin duvarları sağlam olup, üst örtüsü yıkılmıştır. Duvarlar altta taş, üstte kerpiçle yapılmıştır. Harime kuzey cephenin ortasına açılmış bir kapıdan girilmektedir. Giriş ekseninde, kıble duvarının ortasına yerleştirilmiş yarım daire planlı bir niş şeklinde mihrap bulunmaktadır.

TURİZİM VE KÜLTÜR

KIYI TURİZMİ
Van Gölü nedeniyle potansiyel olarak kıyı turizmi imkanı mevcut olmakla birlikte henüz turizm amaçlı düzenli bir kıyı çalışması mevcut değildir.Buna rağmen Ayanıs, Amik, Mollakasım,Çitören ve kısmi olarak ta Güzelkonak sahilleri kıyı turizmi amaçlı doğal haliyle kullanılmaktadır.
KÜLTÜR TURİZMİ
a. İpek Yolu Turizmi İlimiz tarihi ipek yolu güzergahı içerisindedir. Ancak bu özelliği henüz turizme kazandırılmış değildir.

b. İnanç Turizmi İnsanların devamlı ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına, dini inançlarını gerçekleştirmek inanç çekim merkezlerini görmek amacıyla yaptıkları turistik amaçlı gezilerin turizm olgusu içerisinde değerlendirilmesi İnanç Turizmi olarak tanımlanabilmektedir.

Dinlerin ortaya çıkışından itibaren dini otoritelerin emirleri doğrultusunda kutsal yerlerin ziyareti kişisel tercihlerin ötesine geçmiştir. Bunun sonucu olarak kutsal yerler yüz binlerce kişiye ev sahipliği yapmış ve kitlesel bir hareket olarak kendisini göstermiştir. Temelini dini inançların tatmininden alan inanç turizmi; dünya barışının ve kültürlerarası iletişimin gelişmesinde de önemli rol oynamaktadır. Aynı dine mensup fakat dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanlar, dinlerinin kutsal mekanlarında bir araya gelerek dini inançlarını paylaşmanın yanı sıra birbirleriyle ve aynı dine mensup olsun veya olmasın yerel halka sosyal ve kültürel anlamda bir etkileşim içerisine girerler. Bu noktada inanç turizmi; farklılıkların ve çeşitliliklerin ortaya çıkmasına ve bunlara dinsel hoşgörü, saygı, sevgi ve anlayışla bakılmasına katkı sağlayan evrensel bir kurum niteliğine sahiptir.

Çağımızda üç büyük dinin buluşma yeri olan Anadolu, farklı inançların ve medeniyetlerin buluştuğu bir coğrafya üzerinde yer almaktadır. Bu özelliği ile Türkiye'de inanç turizmindeki mevsimsel özellik (dini tören ve anma günleri) tüm yıla yayılma özelliği gösterir.

Ülkemiz birçok farklı tarihi ve kültürel değerlerin bir arada bulunabildiği ender ülkelerden biridir. Tarih boyunca pek çok medeniyet bu topraklarda uyum içinde yaşamış ve günümüze zengin ve renkli bir miras bırakmıştır. Ülkemizin sahip olduğu tarihsel ve arkeolojik zenginlikler şüphesiz ki, diğer dinler açısından da son derece önem arz etmektedir. Türkiye, inanç turizmi açısından bir açık hava müzesi konumundadır.

İslam ve Hıristiyan inancına ait medeniyetlere ev sahipliği yapan ilimiz, inanç turizmi potansiyeli açısından önemli bir merkez konumundadır.Üzerinde barındırdığı; Hüsrevpaşa Camii, Akdamar Kilisesi, Kaya Çelebi Camii, Çarpanak Kilisesi gibi önemli eserler ziyaretçilerini beklemektedir.


Hüsrev Paşa Külliyesi

Eski Van Şehri’nde yer alan ve cami, medrese, han, hamam, sıbyan mektebi, türbe, misafirhane ve imaretten oluşan külliyenin çekirdeğini, Hüsrev Paşa Camii oluşturmaktadır. Mimar Sinan’ın eseri olan Cami, Van Beylerbeyi Köse Hüsrev Paşa tarafından 567 tarihinde yaptırılmıştır. Yaklaşık kare planlı olan harim mekanının üzeri tromp geçişli bir kubbe ile örtülüdür. Beş gözlü son cemaat yeri yıkılmıştır. Kuzeybatıda minare yer almaktadır. 2 m yüksekliğe kadar duvarları kaplayan çinilerin Rus işgali sırasında sökülerek Leningrad Müzesi’ne götürüldüğü söylenmektedir. Dışa taşıntılı mihrap, kalker taşından yapılmıştır. Dış cephedeki renkli taş işçiliği dikkat çekicidir.
Akdamar Kilisesi
Şehir merkezine yaklaşık 50 km uzaklıktaki Gevaş İskelesi’nden kalkan teknelerle yapılan 20 dakikalık zevkli bir motor yolculuğundan sonra adaya ulaşılmaktadır. Adaya yaklaştıkça sivri külahlı kilise dikkat çekmektedir. Üzerinde badem ağaçları bulunan ada eşsiz bir güzelliğe sahiptir. Özellikle bahar aylarında, adanın karşısında yer alan üzeri karla kaplı Artos Dağı’yla etkileyici bir görünüm oluşur. Adaya vardığınızda mutlaka yükseklere tırmanın, doğanın sunduğu müthiş güzellikler sizi farklı duygulara sürükleyecektir. Akdamar Kilisesi 95-92 
yılları arasında Vaspurakan Kralı I. Gagik tarafından, Mimar Keşiş Manuel’e yaptırılmıştır. Kilisenin güneybatısındaki şapel 296 tarihinde, doğusundaki şapel XIII.y.y.’da, batısındaki Jamatoun 763 tarihinde, güneyindeki Çan Kulesi ise yüzyıl sonlarında ilave edilmiştir. Kuzeyindeki şapelin tarihi ise bilinmemektedir. Haç planlı Kilise, mimarisi kadar dış cephesini saran bitki ve hayvan motifli kabartmalarla da göze çarpmaktadır. Kabartmaları yapan ustalar İncil ve Tevrat’tan sahnelerle günlük olayları anlatmışlardır.

Çarpanak Kilisesi
Van’ın merkezine yakın Dibekdüzü köyü burnunun açığındaki adaya Van iskelesinden veya köyün iskelesinden ulaşılıyor. Adanın kuzey yönünde kurulmuş olan Ctouts Manastır Kilisesi St. Jean’a adanmıştır. Batısında Jamatoun ve kuzeydoğusundaki şapel, kompleksi tamamlamaktadır.
 Manastır topluluğunun tarihi IX. yüzyıla kadar uzanıyor. Manastır gezisinden sonra adanın güzel kumsallı plajında güneşlenmek ve göle girmek ise bu gezinin küçük bir ödülü olmaktadır.


Adır Kilisesi
Adaya ulaşım, şehir merkezine 40 km. uzaklıkta bulunan Yaylıyaka Köyü ile Erciş ilçesinden teknelerle sağlanmaktadır. XI. y.y.’da yapılan ve önemli bir kitap yazma merkezi olarak ün kazanan manastır; Saint Georges Kilisesi, Saint Sion Şapeli, papaz okulu ve keşiş hücreleri gibi bölümlerden oluşmuştur. 766’da ise yapıya Jamatoun eklenmiştir.

Kaya Çelebi Camii
Osmanlı devrinin önemli yapılarından biri olan ve Eski Van’ın günümüzde kullanılan tek mimari eseri olan caminin yapımına Kaya Çelebizade Koçi Bey tarafından 660 tarihinde başlanmış, ancak Koçi Bey'in idam edilmesi üzerine 663 yılında Cem Dedemoğlu Mehmet Bey camiyi tamamlatmıştır. Plan ve mimari bakımından Hüsrev Paşa Camii örnek alınarak yapılan cami, kare planlı üzeri tromp geçişli bir kubbe ile örtülüdür. Kuzeyde beş gözlü son cemaat yeri ve kuzeybatıda dışa taşıntı yapan bir minare ile küçük bir avlu yapıyı tamamlamaktadır. Caminin yapımında renkli taş kullanılmıştır.

Yedi Kilise
Erek Dağı’nın batısına kurulan ve Yedi Kilise adıyla anılan Varakvank Manastırı, Van’ın 9 km. güneydoğusunda, Yukarı Bakraçlı Köyü’nde bulunmaktadır. Değişik zamanlarda yapılan kiliseler ile keşiş hücreleri, sosyal tesisler ve birçok ek yapıdan oluşmaktadır. Aslında anıldığı gibi yedi adet kilise olmayıp iki grup halinde beş kilise, kiliseye eklenen bir Jamatun, bir kütüphane ve bir çan kulesi bulunmaktadır. Kutsal içeriğinin yanı sıra, I. Dünya Savaşı öncesi siyasi etkinlikleriyle de ün yapan manastırın büyük bir bölümü günümüze ulaşmamıştır.

St.Bartholomeus Kilisesi
Başkale ilçesine bağlı Albayrak köyünde bulunmaktadır. Mimari ve süsleme özelliklerine göre, kilisenin 3- yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Yapı daha sonra kapsamlı onarımlar geçirmiştir. Günümüze ulaşan şekil 7- yüzyıllardan kalmadır. Batı cephenin ortasında anıtsal bir giriş yer almaktadır. Yapının tamamında düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Kiliseyle jamaton kısmının bütün olarak ele alınması yanında, batı cephedeki portalde yer alan figürlü plastik, yapının önemli yanlarını oluşturmaktadır.
Gevaş Halime Hatun Kümbeti
Gevaş ilçesindeki Selçuklu Mezarlığı'nın doğu tarafında bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre Melik İzzeddin tarafından 555 tarihinde, kızı Halime Hatun için yaptırılmıştır. Ustası Ahlatlı Pehlivan oğlu Esed'dir. Köşeleri pahlanmış kare kaide üzerine onikigen gövdeli olarak yapılmıştır. Üstten piramidal bir külahla örtülmüş kümbet, düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiş. İki katlı inşa edilmiş kümbetin cenazeliği kare planlı olup, doğudaki kapısına merdivenle inilmektedir.

İzzettin Şir Camii
Cami, Gevaş'ın Hişet Mahallesi’nde bulunmaktadır. Üzerinde inşasına ilişkin herhangi bir kitabe bulunmamasına rağmen, Van ve Hakkari Hakimi İzzettin Şir tarafından yaptırıldığı kabul edilmektedir. Genel olarak XIV-XV yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Yapı, kare planlı bir cami ile bunun kuzey duvarına bitişik medreseden oluşmaktadır. Cami, mihrab önü kubbeli ve iki sahınlıdır. Yapıda düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Batı cephenin ortasındaki minare, günümüzde eklenmiştir.

Erciş Zortul Kümbeti

Erciş'in Zortul Köyü yakınlarında yer almaktadır. XV. yüzyıl başlarında Karakoyunlular'dan önemli bir şahsiyet için inşa edildiği tahmin edilmektedir. İki katlı kümbetin kare kaidesi ve bunun üzerinde onikigen gövdesi mecuttur. Üzeri piramidal bir külahla örtülmüştür. Kümbet, üzerindeki figürlü bezemeleri ile dikkat çekmektedir. Kümbet üzerinde, çift başlı kartal, aslan ve kuş figürleri yer alıyor.

c. Arkeolojik Turizm

Kaleler
Van Kalesi

Çavuştepe Kalesi

Hoşap Kalesi

Ayanis Kalesi

Anzaf Kalesi

Hişet Kalesi

Zernek Kalesi

Yoncatepe Kalesi
Çavuştepe Kalesi
Hoşap Kalesi


Hoşap Kalesi


Çavuştepe Kalesi

Nekropoller

Altıntepe Nekropolü

Yoncatepe Nekropolü

Kalecik Nekropolü



Höyükler

Tilkitepe Höyüğü

Karagündüz Höyüğü

Dilkaya Höyüğü



Açık Hava Mabetleri

Meher Kapı

Yeşilalıç (Pagan) Kaya Nişi

Analı Kız Açık Hava Mabedi




Analı Kız Açık Hava Mabedi

Meher Kapı

Diğerleri Alniuni Kenti ve Taş Atölyesi

Balaban Demir Ergitme Merkezi

Yeşilalıç (Pagan)